|

Nevruz Kutlamalarının görüntüleri için yukarıdaki fotoğrafa tıklayınız.
Okulumuzdaki Nevruz kutlamaları okul müdürümüz Cafer AVCI'nın yaptığı Türk Dünyasında Nevruz açılış konuşmasıyla başladı ve çeşitli eğlencelerle devam etti.
TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ
Türk dünyasında Nevrûz, yeniden canlanmaya başlayan dünyanın insanlara sunduğu bolluk, dirilik, gönlümüzde yarattığı sevgi, kardeşlik, paylaşma amacıyla barış ve dostluk duyguları ile her yıl 21 Martta yani gece ile gündüzün eşit olduğu zaman olan Nev(yeni) – Ruz (gün) (Yeni –Gün) Türklüğün bayramı olarak ta Bütün Türki devletlerde kutlanmaktadır.
Baharın müjdesi olan Nevrûz geçm,şten günümüze gelenek ve göreneklerimiz arasında farklı şekil ve eğlenceler ile de olsa en sıcak ve canlı bir şekilde kutlanılan bir bayramdır. Bu sıcaklık, bizim dünyamızın var olabilmesi için gerekli ana unsur olan hava, su ve toprağı ısıtan ateştir.
Nevruz, ülkemizde her ne kadar resmî bir tatil olmasa da asırlardır Anadolu’nun değişik bölgelerinde “Mart Dokuzu, Mart Bozumu, mesir şenlikleri, yörük bayramı” gibi farklı adlar altında eğlenceler ile bayram olarak kutlana gelmiştir. Öyle ki, ülkemizin en zorlu günlerinde düşmana karşı ölüm kalım mücadelesi sürdürülürken bile bu kutlamalardan geri kalınmamıştır. Hattâ bazı kaynaklarda 21 Mart 1922 tarihinde Mustafa Kemal Paşa’nın katılımıyla Ankara’da Nevrûz şenlikleri düzenlendiği belirtilmektedir.
Çeşitli yerlerde, çeşitli şekillerde ve farklı inanışlarla kutlanıyor olsa da Nevruz ’un tek bir ortak gayesi vardır: Baharın gelişinin kutlanması.
Aslında Nevruz kutlamaları tamamen bahane, asıl istenen insanların mutluluk içinde hayat dolu günler geçirmeleridir. Zaten hepimizin ihtiyacı olan da bu değil mi? Mutlu olmak ve hayatı, getirdiği güzelliklerle yaşamak.
İnsanoğlu dünyanın her yerinde neş’eye hasret, kedere kardeş olmuştur. Bayramlar tâ geçmişten günümüze kadar gelen ve insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği, güçlendiği, dargınlıkların unutulduğu, millî birlik ve beraberliğin, bir arada yaşama arzusunun kuvvetlendirildiği mutlu günlerdir.
Bir milletin teşekkülünde dil, din ve tarih kadar geleneklerin de önemi vardır. Gelenekler, tarihi kesin olarak tespit edilemeyen dönemlerden bugüne intikal etmiştir. Bu özelliği ile gelenekler, millet bağını güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilir.
Milletimizin yücelmesi, güçlenip kuvvetlenmesi ve dünya milletleri arasında istenilen ve lâyık olduğu yeri alabilmesi ancak birlik ve beraberlik içinde bulunmamıza bağlıdır. Birlik ve beraberliğin olmadığı bir yerde; parçalanma, nefret ve düşmanlık vardır.
Yüce Türk milletinin tarih boyunca elde ettiği şanlı zaferlerin ortaya koyduğu kahramanlık destanlarının, kurduğu medeniyetin, dünyaya ışık olacak nitelikte geliştirdiği kültürün temelinde hiç şüphesiz, fertleri arasında gerçekleştirdiği birlik ve kardeşlik ruhu yatmaktadır.
“Sevgili gençler Sevgi ve canlılığı ifade eden, hattâ kardelen misâli her zorlukta ak, pak, ve aydınlık geleceğe filizlenen Nevrûz çiçeği sizlersiniz. Atalarımız nasıl demir dağları eritip yüce milletimizi yeniden var etmiş, Dünyaya tanıtmış, her yere medeniyet götürmüş iseler, geleceğimizin teminatı olan sizler de kalpleri, Nevrûz ateşinin sevgi, barış ve kardeşlik sıcaklığı ile eriterek Ergenekon destanını bir zafer olarak yeniden yaşayacaksınız.”
Dünyamıza, umutlarımıza, sevgimize, gönlümüze hoş geldin bahar!
Nevrûz coşkusu ile birlikte Yakılan ateşlerde kini, nefreti, açlığı, sefaleti yakmak, barışa bayrak açmak dileğiyle...
Nevruzun tüm Türk ve İslam alemine, hepimizin yeni umutlarına güzellikler getirmesi dileklerimle... |